agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Ağaçlar > Meyve Ağaçları
(https)




Reklam


Beğeni Düzeni7Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 04-02-2006, 17:43   #1
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,053
Galeri: 90
Laurocerasus officinalis (Laz Kirazi - Karayemiş)

1. Latince Adı: Laurocerasus officinalis roemer (syn. Prunus laurocerasus (L.) Mill , Cerasus laurocerasus (L.) Mill ).

2. İngilizce Adı: Cherry laurel

3. Mahalli Adları: Bitkiye ülkemizde değişik yöresel adlar verilir. Bunlar arasında en yaygın olarak kullanılan "Taflan"dır. Laurocerasus officinalis'e "taflan" dışında, özellikle Ordu'nun doğusunda "gürcü kirazı”, "karayemiş", "laz kirazı", "laz üzümü", "laz yemişi", Giresun'da "tanal", Artvin'de "tçkoo" gibi yöresel adlar verilir. Bitki Kuzeydoğu Anadolu'nun türkülerinde, şiirleinde kısaca folklorunda yeralır ( Alpınar ve Yazıcıoğlu, 1991 ) .

4. Bitki hakkında genel bilgi ve ülkemizdeki yayılışı: Taflan ilk olarak 1546 yılında Fransız Pierre Belon tarafından Trabzon'dan toplanmış ve Cerasus trapezentuna ( Trabzon Kirazı ) olarak adlandırılmıştır. Bitki aynı yıl, İstanbul üzerinden İtalya'ya; 1574 'te de Clusius tarafından Viyana'ya getirilmiş, oradan da Fransa ve İngiltere'ye gönderilmiştir. Budanarak şekil verilebilmesi, dökülmeyen parlak koyu yeşil yaprakları ve kokulu beyaz çiçekleri ile taflan, 1600 yılından itibaren tüm Avrupa'da park ve bahçelerde yetiştirilmeye başlanmıştır. Günümüzde büyüme biçimi, yaprak boyut ve şekli, kışa dayanıklılık açısından farklı 20 kadar taflan kültürvarı vardır ( Alpınar ve Yazıcıoğlu, 1991 ).
Yapraklı ağaç ormanlarının, bilhassa Kayın meşçerelerinin altında yeralır. Ormancılık bakımından zararlı bir alt flora fakat parkçılıkta makbul bir süs bitkisidir ( Kayacık, 1961 ).
Karayemiş ( Laurocerasus officinalis Roemer ) bitkisinin anavatanı Karadeniz'in doğu kıyıları, Balkanlar ( Eski Yugoslavya, Bulgaristan ), Batı Kafkasya ve Kuzey İran gösterilmektedir. Tür hem doğal hem de kültür bitkisi olarak Karadeniz dağlarının kuzeye bakan ve deniz seviyesinden 20- 1700m'ye kadar olan yüksekliklerinde yetişmektedir. Ülkemizde doğal olarak İstanbul, İzmit, Zonguldak, Sinop, Kastamonu, Giresun, Trabzon, Rize ve Hatay'da yetişmektedir. Şuana kadar ülkemizde yapılan morfolojik ve sitolojik karakterizasyon çalışmalarında Laurocerasus officinalis'in üç kültürvar ve bir de yaban formunun varlığı tespit edilmiştir. Bu kültür formlar hem morfolojik olarak farklılık hem de sitolojik olarak meyva ve yaprak içerikleri farklılıklar göstermektedir. Bu formlardan özellikle "Angustifolia" formu geniş bir dağılım gösterir ve Avrupa'da bahçelerde süs bitkisi olarak kullanılır. Bugüne kadar ülkemizde yapılan morfolojik ve sitolojik çalışmalarda bitkinin üç faklı kültürvarının varlığı tespit edilmiştir. Bunlar;
• Laurocerasus officinalis cv. "Oxygemmis" ,
• Laurocerasus officinalis cv "Globigemmis" ,
• Laurocerasus officinalis cv "Angustifolia"’dır.
Kültürvar formlardan "Oxygemmis " ve "Globigemmis"'in Türkiye'deki varlığı yenidir. Ayrıca birçok yaban tipide doğada geniş bir dağılıma sahiptir ( Sandallı, 2002 ).

5. Bitkinin teşhisi:

Regnum: Plantae
Bölüm: Spermatophyta
Alt bölüm:Angiospermae
Sınıf: Magnoliatae (Dicotyledones)
Familya: Rosaceae
Cins: Laurocerasus Duhamel.
Tür: Laurocersus officinalis Roemer

Altı metreye kadar boylanan çalı veya küçük ağaç şeklinde bitkilerdir. Yapraklar dikdörtgensi - elips, dikdörtgensi - yumurta, 20x8 ebatlarında, kenarları dişli veya düz, yaprakların üstü koyu yeşil, altı ise soluk yeşildir. Yaprak sapı 15mm'ye kadar uzunlukta, çiçek durumu başaktır. Genellikle yaprakları daha kısa olan çiçekler beyaz, çiçek sapları 8mm'ye kadar uzunlukta, çiçek tablası loblara kadar genişleyen çan şeklinde olup petaller 4mm'dir. Çekirdekli sulu meyvalar zeytin büyüklüğünde olup oval şekillerde ve 8mm çapındadır ( kültür formlarında 12mm çapa kadar erişebilir ) . Meyvalar koyu mavi veya siyah renktedir. Orman altında genellikle Fagus ormanı altlarında Rhododendron'lar ile beraber bulunur. Türkiye'de özellikle Doğu Karadeniz bölgesinde dağılım gösterir ( Sandallı, 2002 ) .

6. Bitkinin türlerinin karşılaştırılması: Laurocerasus officinalis Roemer olarak bilinen tür hem doğal olarak hem de kültür formu olarak Doğu Karadeniz bölgesinde oldukça yaygındır. Gerek morfolojik gereksem meyva tadı ve rengi açısından farklı olduğu görülen üç kültür ve bir de yabani form grupları tespit edilmek suretiyle bu grupların morfolojik olarak mukayyesesi şöyledir:
• Laurocerasus officinalis cv. "Oxygemmis" : Bu kültür formun tomurcukları diğer kültür formların tomurcuklarına göre iri, ucu sivri ve konik şeklindedir. Tomurcukların uzunluğu 1- 1,5 cm'dir. Yapraklar - 18 x 5- 6cm ebatlarında ve şeritsi şekildedir. Yaprakların dip kısmında genellikle, sayıları 1- 5 arasında değişen yağ bezeleri bulunmaktadır. Bunların meyvaları iri ve olgunlaştığında parlak siyah renktedir. Meyva tadı acı ve mayhoştur.
• Laurocerasus officinalis cv. "Globigemmis" : Tomurcukları yuvarlaksı ve uçları küt, 0,5- 1cm büyüklüğünde, yapraklar 5- 15 x 5- 6cm ebatlarındadır. Yaprakların dip kısmında genellikle iki adet yağ bezesi bulunmaktadır. Bu kültürformun meyvaları Oxygemmis kültürformunun meyvalarına göre daha ince mezokarplı, sert ve olgunlaştığında siyah renktedir. Tadı Oxygemmis kültürformuna göre daha tatlı ve az mahoştur. Bu kültürformun meyvaları yemeklik olarak daha çok tercih edilir ve genç sürgünleri üzerinde lentiseller belirgindir.
• Laurocerasus officinalis cv. "Angustofolia" : Bu kültürform çok geniş bir dağılım gösterir. Bu form yükseldikçe dallanır. Avrupa'da bahçelerde süs bitkisi olarak kullanılır. Yaprakları ince ve şerit biçimindedir. Yaprak yüzeyi parlak, koyu yeşil, yaprak boyu 12cm ve eni 4cm genişliğindedir. Çiçekler çok sayıdadır.
• Yaban form ( Wild form): Yaprakların üst yüzeyi parlak koyu yeşil, alt yüzeyi ise açık yeşildir ve 5- 16 x 2- 7cm ebatlarındadır. Meyvaları kültürformlarına göre daha küçük ve incedir. Koyu kırmızı- siyah renkte buruk bir tada sahiptir. Merkezinde yaprak damarı belirgindir. Yaprak ayasının çebresinde birkaç tanesalgı hücresi bulunur. Küçük beyaz çiçek dikine gelişmiştir. Uzunca olan çiçek salkımı yaprak sapından yükselir. Meyvalar drupa biçminde olup küresel çekirdekler içerir ( Sandallı, 2002 ).

7. Kullanılan bölümleri: Oxygemmis ve Globigemmis kültürvarlarının meyvalarından yaralanılır. Meyvaların besin değeri oldukça yüksektir. Ayrıca yapraklarıda ilaç hammaddesi olarak kullanılır.

8. Toplama zamanı: Meyva verimi 5- 10 yıllık bitkilerde başlar ve yılda birkez meyva verimi gerçekleşir. Yaprakları çiçek açma döneminde yani Nisan - Mayıs aylarında genç, fakat tamamen gelişmiş yapraklar elle toplanır. Yaşlı ve kışın toplanan yaprakların etken maddece fakir olduğu yapılan araştırmalar sonucunda anlaşılmıştır ( OGM, 1991 ).

9. Kurutma şekli ve depolama: Yapraklar daim taze olarak kullanıldığından kurutmaya ve depolamaya gerek yoktur (OGM, 1991 ).
Bitki meyveleri acı tatlarından dolayı taze olarak tüketilmez, ancak kültürvarlar büyük, tatlı meyvelere sahiptir ve hem taze hem de kuru şekilde tüketilir ( Sandallı, 2002 ).

10. Kimyasal yapısı, etken maddeleri ve oranları: Ülkemizde dağılım gösteren kültürvarların meyvelerinde 23 farklı karboksilik asidin varlığı ve temel karbonhidratlardan hepsinin bol miktarda varlığı tespit edilmiştir. Karboksilik asitlerden bazıları bazı kültürvarlarda mevcut olup diğerleinde olmazken; hidroksisüksinik asid, benzoik asit bütün kültürvarlarda temel bileşen olarak tespit edilmiştir. Karbonhidratlardan ise fruktoz, glukoz ve alkol şekerlerinden sorbitol tüm kültürvar meyvelerde bol miktarda bulunmakta iken kültürvar meyveleri az miktarda sukroz içermektedir ( Sandallı, 2002 ).
Yaprakalarında ise zehirli bir glikozit olan syagenetik glikozitler sınıfındaki Syandrikasit bulunmaktadır. İnsanlarda görülen zehirlenmeler genellikle tohumlarında syagenetik glikozitler bulunan bitkilerin tohumlarının yenmesi sonucu meydana gelir. Bu asitler insan vücudu içine birkaç dakika- birkaç saat içinde yayılarak ölümler meydana getirdiği için syagenetik glikozit türlerinden Syagenetikasid içeren yaprakların bilinçsiz bir şekilde kullanılmaması gerekir (Sandallı, 2002). Taflan yapraklarının su buharı destilasyonu sonucunda tanen, şeker, yağ, emülsin isimli bir ferment ( bu ferment glikozite tesir ederse onu benzaldehit, siyanhidrin ve glikoza parçalar ) ve pralavrosin isimli bir glikoza ihtiva eder. Bu glikozit renksiz, kokusuz ve acı lezzetlidir. Yapraklarda bulunana siyanhidrik asit miktarı 100g yaprakta 120- 180 mg arasında değişmektedir ( OGM, 1991 ) .

11. Endüstriyel kullanım alanları: Taflan doğal floramızın bir elementi olmasının yanısıra, süsleyici özelliğinden dolayı aynı zamanda park ve bahçelerimizde de yetiştirilir. Yaprakları uzun süre camlılığını koruduğundan, çelenk yapımında, çiçek demetlerinin ve balık tablalarının düzenlenmesinde kullanılır ( Alpınar ve Yazıcıoğlu, 1991 ).
Yapraklarının destile edilmesi ile eczacılıkta kullanılan aqua laurocerasi veya laurocerasin elde edilir ( Kayacık, 1961 ).
Taze yapraklardan su buharı destilasyonu ile elde edilen ve 0,1 oranında siyandhidrik asit ihtiva eden su (günde 2- 10 g arası) birçok sinir hastalıklarının tedavisinde kullanılan preperatların yapımında kullanılır. Ayrıca bazı gıda maddelerine ve bazı galernik preperatlara koku vermede de kullanılır ( OGM, 1991 ).
Doğu Karadeniz bölgesinde meyveleri yenir ve pazarlarda satılır. Ayrıca meyvelerinden likör yapılır ( Anşin ve Özkan, 1993 ).

12. Halk arasındaki kullanım alanları: Halk arasında Taflan meyveleri meyve olarak yenmekte olup, yaprakları çay gibi demlenerek sinir bozukluklarına karşı, öksürük dindirici ve spazm kesici olarak kullanılmaktadır ( OGM, 1991 ).
Taflan meyvelerinin sindirimi kolaydır ve taze olarak **** kurutulduktan veya kavrulduktuktan sonra yenir. İnsanı tok tutar. Tek başına veya fındık ve cevizle birlikte çerez olarak yenen taflan meyvaları, pasta, kek ve özellikle hoşaf ve kompostolara koku ve tad kazandırmak için ilave edilir. Reçel ve turşuda hazırlanmaktadır. Meyveler genellikle yetiştiriciler tarafından tüketilirse de bazen semt pazarlarında veya yakın şehirlerde manavlarda satılır ( Alpınar ve Yazıcıoğlu, 1991 ).

13. İlaç olarak özellikleri: Yaprakları Folia lauracersi recens TK adı altında taze olarak kullanılır. Yapraklarında Prurasin adlı siyogenetik bir glikozit vardır. Bu glikozit hidroliz ile siyanhidrikasit verir, bu asit zehirlidir. Kıyılmış taze yapraklar su buharı ile destile edilirse Aqua Laurocerasi TK ( taflan suyu ) elde edilir. Bu su % 1 oranında sulandırıldıktan sonra yatıştırıcı, öksürük dindirici ve koku dindirici olarak kullanlır ( Baytop, 1991 ).
Meyve tipleri arasında fark gözetmeden hangi hastalıklara iyi geldiği aşağıda gösterilmiştir:
1. Bir yemek tabağı dolusu olgun meyve, başta mide ülseri ve barsak tembelliği olmak üzere, sindirim sistemi rahatsızlıklarına 10 günlük kürler halinde kullanılır.
2. Sabahtan aç karnına yenen 10 adet meyve hemoroide iyi gelir.
3. Olgun meyevelerin suda kaynatılması ile ele geçen sıvı diüretik olarak, idrar tutukluklarında kullanılır.
4. Bir miktar taze ya da kuru meyve, tohumları ile beraber ezilerek sabahları aç karnına yenirse, şeker hastalığına iyi gelir.
5. Meyvaların sıkılması ile ele geçen usare, mide ülserine, ekzamaya karşı kullanılır.
6. Meyvalar çekirdekleri ( endokarp + tohum ) ile beraber toz edildikten sonra balla karıştırılıp, bronşit tedevisinde kullanılır.
7. Meyvelerin yenmesi sigaraya karşı isteksizlik doğurur.
Taze taflan yapraklarından hazırlanan taflan suyu, spazm çözücü, bulantı kesici olarak kullanılmış; içerdiği HCN' in çok zehirli olması nedeniyle tıbbi kullanılışı hiçbir zaman geniş boyutlara ulaşmamıştır ( Alpınar ve Yazıcıoğlu, 1991)

14. Standartı: Standartı hazırlanmamıştır ( OGM, 1991 ve TSE internet sitesi,2005) .

15. Dış ticareti: Taflan ya da karayemiş adına dış ticaret kayıtlarına rastlanmamıştır ( OGM, 1991) .


16. Kaynaklar:
• Sandallı, C. 2002. Karayemiş (Laurocerasus officinalis Roem.) bitkisinin RAPD (Random Amplified Polymorphic DNA) tekniği ile moleküler karakterizasyonu, KTÜ Fen- Edb Fakültesi
• Alpınar, K., Yazıcıoğlu, E. 1991. (9. Bitkisel ilaç hammaddeleri toplantısı bildirisi).
• Kayacık, H., 1961. Orman ve Park Ağaçlarının özel sistematiği , İ.Ü. Orman Fak. Yayınları.
• Baytop, A. 1991. Farmasötik Botanik, İ.Ü. Ecz. Fak. Yayınları.
• Anşin, R., Özkan, Z. C., 1993. Tohumlu Bitkiler (Spermatophyta) odunsu taksonlar KTÜ Orman Fak Yayınları.
• OGM,1991. Ülkemizdeki bazı önemli orman tali ürünlerinin teşhis ve tanım klavuzu; yayın no: 659, seri no: 18; İşletme ve Pazarlama Dairesi Başkanlığı.



Emir
karadeniz teknik üniverstesi
orman endüstrisi mühendisliği bölümü
ödev çalışması

 

Düzenleyen Mine Pakkaner : 02-06-2006 saat 20:42
malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 29-05-2006, 15:41   #2
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 29-04-2006
Şehir: Yalova
Mesajlar: 34
Galeri: 1
1. GİRİŞ:

Karayemiş ilk olarak 1546 yılında Fransız Pierre Belon tarafından Trabzon'dan toplanmış ve Cerasus trapezentuna ( Trabzon Kirazı ) olarak adlandırılmıştır. Bitki aynı yıl, İstanbul üzerinden İtalya'ya; 1574'te de Clusius tarafından Viyana'ya getirilmiş, oradan da Fransa ve İngiltere'ye gönderilmiştir. Budanarak şekil verilebilmesi, dökülmeyen parlak koyu yeşil yaprakları ve kokulu beyaz çiçekleri ile taflan, 1600 yılından itibaren tüm Avrupa'da park ve bahçelerde yetiştirilmeye başlanmıştır. Günümüzde büyüme biçimi, yaprak boyut ve şekli, kışa dayanıklılık açısından farklı 20 kadar taflan kültürvarı vardır.

Bitkiye ülkemizde değişik yöresel adlar verilir. Bunlar arasında en yaygın olarak kullanılan "Taflan"dır. Laurocerasus officinalis'e "taflan" dışında, özellikle Ordu'nun doğusunda "gürcü kirazı”, "karayemiş", "laz kirazı", "laz üzümü", "laz yemişi", Giresun'da "tanal", Artvin'de "tçkoo" gibi yöresel adlar verilir. Bitki Kuzeydoğu Anadolu'nun türkülerinde, şiirlerinde kısaca folklorunda yer alır.

Zeytin (yuvarlakça) biçimindeki, tek çekirdekli (düzgün, sivri, çarpık yumurta biçimli) az-çok sulu mayhoş-buruk (olgunlaşmış mahlep tadına benzer) meyveleri; 8-10 mm boyunda, önceleri yeşil, olgunlaşınca siyaha yakın (koyu mor) bir renk alır. Sarı kırmızı alacalı olanları da vardır.

Büyüme biçimi, yaprak boyu ve şekli, kışa dayanıklılık açısından farklı 20 bodur türü bulunan karayemişin yabancı literatürde, önemli 9 çeşidi vardır. Bunlar; Angustifolia (yaprakları ince ve şerit biçimli), Caucasica (koyu yeşil yapraklı), Colchica (bol çiçekli), Herbergii (koyu yeşil yapraklı), Otto luyken (yavaş gelişmeli), Pyramidalis (dar tepeli, piramit formlu), Schipkaensis (Bulgaristan kökenli, bol çiçekli, kışa dayanıklı), Schipkaensis Macrophylla (gevşek dokulu), Zabeliana (sarkık formlu, kent iklimine dayanır). Ülkemizde ise meyve biçimi ve meyvenin olgunlaşma mevsimine göre 7 karayemiş çeşidi vardır.

Su -(acı)- (temmuz ortası, acımsı-buruk lezzetli), Vavul (çok etli ve az taneli), Yabani (temmuz ilk haftası, buruk lezzetli), Ağustos -İstavrit- (meyveler geç ve kırmızı renkte olgunlaşır), Orak -(selvi)- (temmuz ortası, tatlı-lezzetli), Ayran -(beyaz)- (haziran ortası, tatlı lezzetli), Kiraz -(Ekmek)- Karayemişleri (haziran ortası, mayhoş-hafif buruk).

2. DOĞAL YAYILIŞ ALANI:

Karayemiş ( Laurocerasus officinalis Roemer ) bitkisinin anavatanı Karadeniz'in doğu kıyıları, Balkanlar ( Eski Yugoslavya, Bulgaristan ), Batı Kafkasya ve Kuzey İran gösterilmektedir. Tür hem doğal hem de kültür bitkisi olarak Karadeniz dağlarının kuzeye bakan ve deniz seviyesinden 20- 1700m'ye kadar olan yüksekliklerinde yetişmektedir.
Ülkemizde karayemişin degişik formlarına şu bölgelerde rastlamak mümkündür;
• Karadeniz Bölgesi’nde; Rize dolaylarında, Trabzon çevresinde, Maçka Meryemana
Vadisi’nde, Giresun, Sinop (Ayancık), Zonguldak (Devrek), Kastamonu, Bartın ve Bolu çevresindeki yapraklı orman ve orman kıyılarında rastlanır.
• Marmara Bölgesi’nde; Izmit (Keltepe), Adapazarı dolaylarında, İstanbul çevresinde Belgrat Ormanları’nda ve Alemdag’da, Bursa Uludag’da ve Karadeniz kıyısı yakınlarındaki ormanlarda rastlanır.
• Güney Anadolu’da; Osmaniye’de Gâvur Daglarý’nda ve lokal olarakta Amanos Dagları’nda yer alır.
Şuana kadar ülkemizde yapılan morfolojik ve sitolojik karakterizasyon çalışmalarında Laurocerasus officinalis'in üç kültürvar ve bir de yaban formunun varlığı tespit edilmiştir. Bu kültür formlar hem morfolojik olarak farklılık hem de sitolojik olarak meyve ve yaprak içerikleri farklılıklar göstermektedir. Bu formlardan özellikle "Angustifolia" formu geniş bir dağılım gösterir ve Avrupa'da bahçelerde süs bitkisi olarak kullanılır.

3. EKONOMİK DEĞERİ:

Ülkemizde dikkate değer ekonomik büyüklükte karayemiş bahçeleri yoktur. Ancak, Doğu Karadeniz bölgesi karayemişi severek tüketmekte, ağaçlar daha çok evlerin, bahçelerin, genellikle çay ve fındık bahçelerinin kenarlarında, yol kenarlarında ve orman içlerinde bulunmaktadır.
Karayemişlerin kalitesi de birbirinden farklıdır. Meyve şekli, aroması, tadı, rengi farklılık göstermektedir. Bu çeşitlilik içerisinde en çok sevilen tipler, üreticiler tarafından toplanarak bahçelerin kenarlarına dikilmişlerdir. Birçok bahçede onlarca ağacı bir arada görmek de mümkündür.

4. MORFOLOJİK YAPISI:

Altı metreye kadar boylanan çalı veya küçük ağaç şeklinde bitkilerdir. Yapraklar dikdörtgensi - elips, dikdörtgensi - yumurta, 20x8 ebatlarında, kenarları dişli veya düz, yaprakların üstü koyu yeşil, altı ise soluk yeşildir. Yaprak sapı 15mm'ye kadar uzunlukta, çiçek durumu başaktır. Genellikle yaprakları daha kısa olan çiçekler beyaz, çiçek sapları 8mm'ye kadar uzunlukta, çiçek tablası loblara kadar genişleyen çan şeklinde olup petaller 4mm'dir. (Şekil- 1) Çekirdekli sulu meyveler zeytin büyüklüğünde olup oval şekillerde ve 8mm çapındadır ( kültür formlarında 12mm çapa kadar erişebilir ) . Meyveler koyu mavi veya siyah renktedir. (Şekil- 2) Orman altında genellikle Fagus ormanı altlarında Rhododendron'lar ile beraber bulunur. Türkiye'de özellikle Doğu Karadeniz bölgesinde dağılım gösterir.
Yaz – kış yaprağını dökmeyen (herdem yeşil) boylu çalı veya ağaç halinde bulunur. Yabanileri genellikle çalı formundadır. Yetiştiriciliği yapılan çeşitler ise 5 – 8 m kadar boylanabilmektedirler. Derine giden kuvvetli bir kök sistemi vardır. Düzgün ve genellikle dik bir gövde yapar. Gövde grimsi siyah, donuk siyah renktedir. Sert odun dokusu ve kuvvetli bir dal sistemi vardır. Dalcıkların uçlarına doğru çiçek salkımı görülür. Bunlar yaprak koltuğundan çıkar. Açık yeşil renkteki sürgünleri tüysüzdür. Boyları 5 – 25 cm uzunlukta olan yapraklar, elips **** uzunca yumurta biçiminde, kısa saplı, sivri uçlu, tam kenarlı veya düzensiz seyrek dişlidir. Uzun şerit halindeki yapraklar deri gibi serttir. Üst yüzü parlak koyu yeşil renkte, alt yüzü açık solgun yeşil renkte ve tüysüzdür. Yaprak orta damarı alt yüzde bariz bir çıkıntı yapar. Yaprağın alt bölümünde 2 – 4 tane beze bulunur.
Beyaz renkli çiçekler 5 – 15 cm boyundaki bir eksen üzerinde, dik duran bir salkımda toplanmışlardır. Her bir çiçek üzerinde 5 çanak yaprak, 5 taç yaprak, 1 dişi organ ve 15 – 20 erkek organ bulunur.
Meyveleri çekirdekli, sulu ve 6 – 25 mm boyundadır. Önceleri yeşil renkte olan meyveler olgunlaşınca tiplere göre mor siyah renkli, bazen açık veya koyu kırmızı, bazı çeşitlerde de sarı – kırmızı alacalı olmakla beraber genellikle siyaha yakın koyu bir renk alır. Kiraz iriliğinde olan meyveler şekil olarak da genellikle kiraza benzemekte, kalp şeklinde, küt veya sivri uçlu, hafif uzun veya üsten basık ve bazen de üzüm taneleri gibi yuvarlak olabilmektedir. Çekirdek düzgün, sivri zeytin biçimindedir. Meyveleri tatlı, buruk ve acı arasında değişen yeme özelliklerine sahiptir.

5. İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ:

Anavatanı olması bakımından Karadeniz’in kıyı bölgesi karayemiş yetiştiriciliği bakımından uygun iklim özelliklerine sahiptir. İyi gelişme göstermesi ve bol ürün vermesi nemli, güneşli, ılıman iklim bölgelerinde olmaktadır. Erken çiçek açtığından (çeşit özelliği ve rakım durumuna bağlı olarak Şubat – Mart aylarında çiçek salkımları görülemeye başlar) ilkbahar geç donlarından zarar görebilmektedir. Bazı yıllar verimin az olmasının nedeni buna bağlanabilir. Yine tozlanma zamanı görülen sisler bir takım olumsuzluklara yol açabilmektedir.
Hemen her çeşit toprakta yetişebilir. Havalanması iyi, derin topraklarda bol ürün verir. Genel olarak derin, iyi havalanan, nemli, humuslu – killi – kumlu topraklarda yetişir. Taşlık, kayalık arazilerde de yetişebilir. pH yönünden asidik topraklarda yetişse de kireçli topraklara da tolerans gösterir.

6. BAHÇE TESİSİ:

15 – 30 m2 taç yapabilen bu tür için 3x4, 4x4, 4x6 m aralıklarla dikim yapılarak bahçe tesis edilebilir. Dikimde dikdörtgen, kare, üçgen vs. dikim metotları kullanılabilir. Kullanılan fidanlar vejetatif olarak çoğaltılmış olmalıdır.
Meyve ağaçlarının muntazam ve kuvvetli bir taç teşkil edebilmeleri ve verim çağında uzun zaman kalmalarını sağlamak için dikim sonrasından itibaren budamayı bilinçli olarak yapmak lazımdır. Bir karayemiş ağacı 35 – 40 yaşına kadar ekonomik anlamda ürün verebilmektedir.

TESİS MASRAFLARI MİKTAR-TUTAR

Arazi Hazırlığı (Krizma-derin sürüm ve tesviye) 10 150
Fidan temini-Adet 50 250
Çiftlik gübresi-Ton 4 200
Taban gübrelemesi NPK-kg. 100 50
Taban gübrelemesi - İşgücü 2 30
Fidan çukurlarının açılması -İşgücü 2 30
Fidanların dikilmesi 2 30
Destek sisteminin kurulması ( Beton direk / herek ) 50 50
ARA TOPLAM 790

Çizelge 1. Karayemiş yetiştiriciliğinde gerekli tesis masrafları (1 da için)

BAKIM VE KÜLTÜREL İŞLEMLER MİKTAR-TUTAR
Azotlu gübre – kg 40 20
Fosforlu gübre – kg 40 20
Potaslı gübre – kg 30 20
İlaçlama bedeli 100
Gübre, çapa, Ot müc. vs. – işgücü 10 50
Budama – işgücü 460
Hasat – işgücü 460
Meyve kaybı – adet 50
ARA TOPLAM 480

Çizelge 2. Karayemiş yetiştiriciliğinde bakım ve kültürel işlemler için gerekli masraflar (1 da için)

1 da karayemiş bahçesinden elde edilecek ürün miktarı yaklaşık 3000 kg’dır. Günümüz şartlarına ve pazarda talep durumuna göre değerlendirildiğinde, oldukça iyi bir gelir getireceği muhakkaktır.

7.ÇOĞALTILMASI:

Karayemişin çoğaltma yöntemleri aşagıda sıralanmıştır.
1. Tohumla,
2. Kök sürgünleriyle,
3. Çelikle,
4. Daldırmayla,
5. Aşıyla,
6. Doku kültürü ile.
Kalitesi iyi olan tiplerin çoğaltılmasında kök sürgünleri ve çelikle çogaltma yaygın olarak kullanılmaktadır.
Çok az miktarda da olsa tohumla üretim yapılmaktadır. Ancak bu yöntemle çogaltmada açılma olacağından tercih edilmemektedir.

8. KİMYASAL YAPISI, ETKEN MADDELERİ VE ORANLARI:

Ülkemizde dağılım gösteren kültürvarların meyvelerinde 23 farklı karboksilik asidin varlığı ve temel karbonhidratlardan hepsinin bol miktarda varlığı tespit edilmiştir. Karboksilik asitlerden bazıları bazı kültürvarlarda mevcut olup diğerlerinde olmazken; hidroksisüksinik asid, benzoik asit bütün kültürvarlarda temel bileşen olarak tespit edilmiştir. Karbonhidratlardan ise fruktoz, glukoz ve alkol şekerlerinden sorbitol tüm kültürvar meyvelerde bol miktarda bulunmakta iken kültürvar meyveleri az miktarda sukroz içermektedir.
Yapraklarında ise zehirli bir glikozit olan syagenetik glikozitler sınıfındaki Syandrikasit bulunmaktadır. İnsanlarda görülen zehirlenmeler genellikle tohumlarında syagenetik glikozitler bulunan bitkilerin tohumlarının yenmesi sonucu meydana gelir. Bu asitler insan vücudu içine birkaç dakika - birkaç saat içinde yayılarak ölümler meydana getirdiği için syagenetik glikozit türlerinden Syagenetikasid içeren yaprakların bilinçsiz bir şekilde kullanılmaması gerekir. Taflan yapraklarının su buharı destilasyonu sonucunda tanen, şeker, yağ, emülsin isimli bir ferment ( bu ferment glikozite tesir ederse onu benzaldehit, siyanhidrin ve glikoza parçalar ) ve pralavrosin isimli bir glikoza ihtiva eder. Bu glikozit renksiz, kokusuz ve acı lezzetlidir. Yapraklarda bulunana siyanhidrik asit miktarı 100g yaprakta 120- 180 mg arasında değişmektedir.

9. KULLANIM ALANLARI:

Taflan doğal floramızın bir elementi olmasının yanısıra, süsleyici özelliğinden dolayı aynı zamanda park ve bahçelerimizde de yetiştirilir. Yaprakları uzun süre camlılığını koruduğundan, çelenk yapımında, çiçek demetlerinin ve balık tablalarının düzenlenmesinde kullanılır.
Yapraklarının destile edilmesi ile eczacılıkta kullanılan aqua laurocerasi veya laurocerasin elde edilir. Taze yapraklardan su buharı destilasyonu ile elde edilen ve 0,1 oranında siyanhidrik asit ihtiva eden su (günde 2- 10 g arası) birçok sinir hastalıklarının tedavisinde kullanılan preparatların yapımında kullanılır. Ayrıca bazı gıda maddelerine ve bazı galernik preparatlara koku vermede de kullanılır.
Doğu Karadeniz bölgesinde meyveleri yenir ve pazarlarda satılır. Ayrıca meyvelerinden likör yapılır. Halk arasında Taflan meyveleri meyve olarak yenmekte olup, yaprakları çay gibi demlenerek sinir bozukluklarına karşı, öksürük dindirici ve spazm kesici olarak kullanılmaktadır. Taflan meyvelerinin sindirimi kolaydır ve taze olarak ya da kurutulduktan veya kavrulduktuk tan sonra yenir. İnsanı tok tutar. Tek başına veya fındık ve cevizle birlikte çerez olarak yenen taflan meyveleri, pasta, kek ve özellikle hoşaf ve kompostolara koku ve tat kazandırmak için ilave edilir. Reçel ve turşuda hazırlanmaktadır. Meyveler genellikle yetiştiriciler tarafından tüketilirse de bazen semt pazarlarında veya yakın şehirlerde manavlarda satılır. Yaprakları Folia lauracersi recens TK adı altında taze olarak kullanılır. Yapraklarında Prurasin adlı siyogenetik bir glikozit vardır. Bu glikozit hidroliz ile siyanhidrikasit verir, bu asit zehirlidir. Kıyılmış taze yapraklar su buharı ile destile edilirse Aqua Laurocerasi TK ( taflan suyu ) elde edilir. Bu su % 1 oranında sulandırıldıktan sonra yatıştırıcı, öksürük dindirici ve koku dindirici olarak kullanılır. Meyve tipleri arasında fark gözetmeden hangi hastalıklara iyi geldiği aşağıda gösterilmiştir:

Bir yemek tabağı dolusu olgun meyve, başta mide ülseri ve barsak tembelliği olmak üzere, sindirim sistemi rahatsızlıklarına 10 günlük kürler halinde kullanılır.

Sabahtan aç karnına yenen 10 adet meyve hemoroide iyi gelir.

Olgun meyvelerin suda kaynatılması ile ele geçen sıvı diüretik olarak, idrar tutukluklarında kullanılır.

• Bir miktar taze ya da kuru meyve, tohumları ile beraber ezilerek sabahları aç karnına yenirse, şeker hastalığına iyi gelir.

• Meyvelerin sıkılması ile ele geçen usare, mide ülserine, egzama ya karşı kullanılır.

Meyveler çekirdekleri ( endokarp + tohum ) ile beraber toz edildikten sonra balla karıştırılıp, bronşit tedavisinde kullanılır.

• Meyvelerin yenmesi sigaraya karşı isteksizlik doğurur. Taze taflan yapraklarından hazırlanan taflan suyu, spazm çözücü, bulantı kesici olarak kullanılmış; içerdiği HCN' in çok zehirli olması nedeniyle tıbbi kullanılışı hiçbir zaman geniş boyutlara ulaşmamıştır.

10. KARAYEMİŞ YETİŞTİRİCİLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇALIŞMALARI:
Vakfıkebir ve çevresinde yetiştirilen karayemişler üzerinde yapılan bir çalışmada, 12 tip incelenmeye alınmış ve incelenen bu tiplerde meyve ağırlıklarının 2.2 – 5.1 g , çekirdek ağırlığının 0.41 – 0.62 g , meyve eti ağırlığı / çekirdek ağırlığı oranlarının 3.13 – 7.35 , suda çözünür kuru madde miktarının % 17 olduğu saptanmıştır.
1997 – 2001 yılları arasında Karadeniz Bölgesi illeri ( Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun, Bolu ve Sakarya) taranarak farklı tiplerdeki karayemişlerin belirlenmesi amacıyla yürütülen bir çalışmada, 78 tip belirlenmiştir. Bu çalışmada saptanan tipler, ekolojilerindeki pomolojik özelliklere bakılarak değerlendirilmiştir. Tiplerde salkım uzunluğunun 3.5 – 13.5 cm,
salkımda ortalama meyve sayısının 3.5 – 29 adet , meyve ağırlığının 1.22 – 6.30 g , çekirdek ağırlığının 0.22 – 0.65 g , meyve eninin 9.9 – 24.3 mm , meyve boyunun 12.2 – 23.2 mm , et / çekirdek oranının 3.4 – 17.2 , suda çözünür kuru madde miktarının %13 – 29 arasında değiştiği belirlenmiştir.
1999–2001 yılları arasında, Trabzon ili Merkez ilçede yetiştirilen karayemiş tiplerinin pomolojik özelliklerini belirlemek amacıyla yapılan bir çalışma sonucunda, birbirinden farklı özelliklere sahip olduğu anlaşılan ve farklı şekillerde değerlendirilen 17 tip saptanmıştır. Tiplerde, salkım ağırlığının 19.79 – 103.28 g , salkımda ortalama meyve sayısının 7.80 – 22.85 , meyve
ağırlığının 2.06 – 6.79 g , çekirdek ağırlığının 0.27 – 0.52 g , suda çözünür kuru madde miktarının % 13.50 – 26.67 ve toplam asitliğin % 0.127 – 0.291 arasında değiştiği belirtilmiştir. Tiplerde tam çiçeklenme tarihinin 20 Şubat’tan 25 Nisan’a ve hasat periyodunun 5 Temmuzdan 15 Ekime kadar değiştiği de kaydedilmiştir. Belirlenen tiplerin sofralık, reçellik, turşuluk ve kurutmalık olarak değerlendirildiği de vurgulanmıştır. Akçaabat yöresinde yetiştirilen karayemiş tiplerinde yapılan bir seleksiyon çalışmasında üstün özellik gösteren tiplerin bulunması amaçlanmıştır. Yapılan bu çalışma sonucunda 20 tip incelenmeye değer bulunmuş ve incelenen bu tiplerde meyve ağırlıkları 2.63–6.22 g, salkım ağırlığı 62.7–123.9 g , çekirdek ağırlığı 0.17–0.75 g, meyve eti ağırlığı / çekirdek ağırlığı oranları 4.75– 16.52 , meyve boy/en oranları 0.99–1.25 arasında olduğu bulunmuştur. Çalışmada, 7 tipin ümit var olduğu vurgulanmıştır.
Sonuç olarak, bu tür üzerinde benzer çalışmalar da devam etmektedir. Bölgede yetiştirilen karayemiş tipleri belirlenmekte ve bunlar arasından istenilen tipler seçilerek bahçeler tesis edilmeye başlanmaktadır. Diğer yandan karayemiş, gıda yönünden de incelenmektedir. Bir taraftan gıda bileşimi incelenmeye başlanmakta diğer taraftan da reçel, marmelat, pasta, bisküvi gibi değişik ürünlere işlenerek sanayiye uygunluğu üzerine çalışmalar yapılmaktadır.
Gün geçtikçe insanların damak tadı da değişmektedir. Dün tatlı yani şekerli gıdalar tercih edilirken bugün artık tercih edilmiyor. Yarının insanları ise daha farklı tatlar arayacaklardır. Karayemişte ekşiden tatlıya kadar değişik tatlar bulunmaktadır. Bu nedenle bu meyve türü yarınlar için daha da önem arz edecektir.


Bu benim okuldan projem.Gerçi Malina baya bir şey yazmış ve ben tamamını okumadım.Bir çok şey hemen hemen aynı ama eksik kalan bir şey varsa yararlanırsınız.


Düzenleyen Mine Pakkaner : 31-05-2006 saat 10:15
trockya Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 29-05-2006, 17:12   #3
agaclar.net
 
Mine Pakkaner's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-01-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 10,716
Galeri: 99
Çok teşekkürler trockya. Üyelerin kendi çalışmalarını paylaşmalarından büyük mutluluk duyuyoruz. Elinde resim varsa ekleseydin.Bitkiyi tanımayanlar için kolaylık olur.

Mine Pakkaner Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-05-2006, 10:12   #4
Ağaç Dostu
 
yale's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-03-2006
Şehir: Artvin / Hopa
Mesajlar: 208
Galeri: 228
http://www.agaclar.net/gallery/agac.php?id=4387

yale Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-05-2006, 10:16   #5
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,053
Galeri: 90


Yukarıdaki linkteki fotoğraf...

Cevap yazarken üstte görünen ikonlardan resim ekle'ye tıklayıp, açılan pencereye resmin linkini yazarsanız, fotoğrafı burada da gösterebilirsiniz.

Not: Bu bilgiyi, bilmeyenler için yazdım

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-05-2006, 10:21   #6
Ağaç Dostu
 
yale's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-03-2006
Şehir: Artvin / Hopa
Mesajlar: 208
Galeri: 228
Teşekkürler

yale Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 06-09-2006, 09:08   #7
Ağaç Dostu
 
DarkYES's Avatar
 
Giriş Tarihi: 28-08-2004
Şehir: Ankara
Mesajlar: 5,587
Galeri: 363
Bunlar da galerimizdeki diğer karayemiş fotoğrafları.

DarkYES Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 06-09-2006, 09:10   #8
Ağaç Dostu
 
ormanbotanigi's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-08-2005
Şehir: Rize-Çayeli
Mesajlar: 433
Galeri: 21
Darkyes bunlar ekmek karayemişi değilmi ?

ormanbotanigi Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 06-09-2006, 09:15   #9
Ağaç Dostu
 
DarkYES's Avatar
 
Giriş Tarihi: 28-08-2004
Şehir: Ankara
Mesajlar: 5,587
Galeri: 363
Bilmiyorum ki

İlk fotoğraf benim ama Dağsu Mahallesinde çekmiştim.

DarkYES Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-09-2006, 01:45   #10
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 10-09-2006
Şehir: ankara
Mesajlar: 4
Galeri: 1
her ne ise güzel

asemihc Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-09-2006, 14:08   #11
Yeni Üye
 
lazz_1967's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-05-2006
Şehir: izmir
Mesajlar: 5
herkese karayemiş yemesini tavsiye ederiz..biraz mayhoşumsu gibi ama nede olsa bi meyve

lazz_1967 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 01-11-2006, 22:04   #12
Ağaç Dostu
 
hince's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-03-2006
Şehir: ADANA
Mesajlar: 157
Galeri: 1
ama asırıya gıtmemelı sakıncalı olma rıskı fazla bunye bagısıklık kazanabılır saglık acısından ama denemek ısterdım dogrusu.

hince Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-11-2006, 14:23   #13
Ağaç Dostu
 
Mahmut Leventoğlu's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-09-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 3,547
Galeri: 46
Sevgili kardeşim bu sene yiyemedim KARAMİŞİ,bahçedekileri birileri toplamış
Bakalım seneye ne olur.

Mahmut Leventoğlu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-11-2006, 10:28   #14
Yeni Üye
 
Limonata's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-11-2006
Şehir: Ankarada otururum
Mesajlar: 18
Ben Laz Değilim Ama Kökenim Trabzon Ondan Bu Meyveleri Iyi Bilirim
Karamiş Müthiştir Mamut Bey Yemenizi Tavsiye Ederim


Düzenleyen Mine Pakkaner : 10-11-2006 saat 13:00
Limonata Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2007, 16:58   #15
Ağaç Dostu
 
lokmanbahçe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 29-12-2006
Şehir: aydın
Mesajlar: 270
iyi akşamlar arkadaşlar ben epeydir arıyorum ama denk gelmedim bi türlü tohumunu nası elde edebilirim acaba?...

lokmanbahçe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2007, 17:38   #16
Ağaç Dostu
 
Mahmut Leventoğlu's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-09-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 3,547
Galeri: 46
Sevgili Limonata Karamişi iyi bilir ve her yıl yerim. İstanbulda en iyi Karamiş nerededir onu takip ederim.Fakat bu sene bir enayi tarafıma rastladı yiyemedim. Bahçedekileride biri habersiz toplamış kıyamet ettim ama nafile

Mahmut Leventoğlu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2007, 22:35   #17
Ağaç Dostu
 
turunç's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-10-2006
Şehir: istanbul
Mesajlar: 1,032
Galeri: 5
Karayemişi bir kez tattım ama çok ekşi geldi. Ekşi hiçbir şey sevmediğimden ben sadece seyretmekle yetineyim dedim...

turunç Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2007, 23:01   #18
Ağaç Dostu
 
TaFLaN's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-01-2006
Şehir: ANTALYA
Mesajlar: 638
Galeri: 21
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Mahmut Leventoğlu Mesajı Göster
Sevgili Limonata Karamişi iyi bilir ve her yıl yerim. İstanbulda en iyi Karamiş nerededir onu takip ederim.Fakat bu sene bir enayi tarafıma rastladı yiyemedim. Bahçedekileride biri habersiz toplamış kıyamet ettim ama nafile

Mahmut bey vallahi helal olsun. Bilmediğiniz birşey de yok vallahi.

Taflan, diğer adıyla karayemiş, gerçekten çok güzel bir meyvadır. Sadece yedikten sonra, biraz ağzınızın içi buruşabilir.

http://www.agaclar.net/gallery/agac.php?id=3002

TaFLaN Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2007, 23:43   #19
Ağaç Dostu
 
Mahmut Leventoğlu's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-09-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 3,547
Galeri: 46
Karayemiş, **** Taflan Karadenizin en güzel meyvalarındandır. Olgun olanı çok lezzetlidir. Eğer olmamışsa yani rengi iyice koyulaşmamışsa insanın ağzıda buruk bir tad meydana getirir. Eşimin ailesinin Rize deki bahçelerinde en çok Karamiş (Taflan) bulunur. Oradan getirdiğim fidanlar İstanbulda bahçede tuttu ve her yıl meyva verir haldeler. Fakat bu yıl yiyemedim bahçeden . Zira 2 ayaklı haşereler talan etmişler, çok üzüldüm.

Mahmut Leventoğlu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 05-03-2007, 00:30   #20
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 10-02-2007
Şehir: şile istanbul
Mesajlar: 38
Bir Hatay'lı olarak söylüyorumki, karayemişin tadı ( iri ve olgunları, nazarımda hakiki kirazdan daha makbuldur ) ve Karadeniz türkülerindeki tanımlamaları ( karadır karayemiş ben üşüdüm üşüdüm, ben bu gece rüyamda yar ile görüşürdüm ) bir harika!

hüseyin suat duman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-03-2007, 11:33   #21
Ağaç Dostu
 
Halit Togay's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-09-2005
Şehir: Ataköy-İstanbul
Mesajlar: 724
Galeri: 130
Karayemişler çiçek açtı

Hem de İstanbul'da. Bahçemde.

Eklenen Resimler
 
Bilge Kerem beğendi.
Halit Togay Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-03-2007, 23:33   #22
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 10-02-2007
Şehir: şile istanbul
Mesajlar: 38
Kokusu buraya kadar geldi!...
Ha bu arada, zeytin çiçeği kolanyası bile var ( Takip edenler de Ben her şeyi abartıyorum zanneder! Ama zeytin çiçeği kolonyası bir harika, eminim ki sevgili Halit Togay kesinlikle koklamıştır! ) Karayemiş çiçeği, yenidünya çiçeği kolanyası niye yok? Yoksa var mı?

hüseyin suat duman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-06-2007, 14:42   #23
Ağaçsever
 
nesrin42's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-05-2007
Şehir: konya
Mesajlar: 31
Galeri: 19
merhaba

Recelide güzel oluyor, Meyva olarak yiyemiyenlere duyrulur.

nesrin42 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-06-2007, 14:49   #24
Yeni Üye
 
b.özdemir's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-06-2007
Şehir: mersin
Mesajlar: 13
Karayemişin tarihçesinde 20 çeşidinin olduğu yazılmıştı, evet benim tanıdığım, görüntü ve hasat zamanı bakımından 4,5 çeşidi var. Hasat zamanı gelsin veya gelmesin taflan(karayemiş) mayhoştur. ilkdefa tadanlar fazla yiyemezler ancak zaman içinde bir Karadenizliden yeme konusunda daha fazla istekli olurlar. Ben de bir Giresun'lu olarak her çeşidini severek yerim. Ama Giresun civarında ala taflan diye adlandırılan olgunluk döneminde meyve görüntüsü beyaz-kırmızı aralığında olup, yerken diğerlerine göre daha az mayhoştur. Lise yıllarında genç yapraklarının suyunu gölete dökerek balık avlamada kullanırdık. Bu satırları yazarken sayenizde taflanı yemiş kadar oldum. Teşekkür ederim.

b.özdemir Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-07-2007, 09:54   #25
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 27-06-2007
Şehir: Balıkesir
Mesajlar: 101
Galeri: 33
Dün topladım..


http://img394.imageshack.us/img394/7862/dscf1054lw4.jpg

ferahzade Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-07-2007, 09:57   #26
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 27-06-2007
Şehir: Balıkesir
Mesajlar: 101
Galeri: 33
http://img451.imageshack.us/img451/1629/dscf1051ok2.jpg

ferahzade Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-07-2007, 08:44   #27
Yeni Üye
 
b.özdemir's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-06-2007
Şehir: mersin
Mesajlar: 13
Öncelikle afiyet olsun. Hakikaten çok güzel görülüyorlar. Sayenizde anılarımı tazeledim. Teşekkürler...

b.özdemir Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-07-2007, 16:34   #28
Moderatör
 
sabah's Avatar
 
Giriş Tarihi: 14-03-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 2,921
Galeri: 11
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Müjgan Mesajı Göster
Karayemiş; 5-6 m boyunda veya boylu çalı şeklinde, kışın yaprağını dökmeyen ağaççıktır. Özellikle kayın ormanlarının altında yer alır. Ormancılık bakımından zararlı bir alt flora bitkisidir.

Taflan, Karayemiş, Lazkirazı (Prunus laurocerasus)
Karayemiş ormancılık bakımından niye zararlı olabilir ?

Dökülen meyvelerin etkileri mi zarar veriyor?

sabah Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-09-2007, 14:17   #29
Ağaçsever
 
Feyzan's Avatar
 
Giriş Tarihi: 17-08-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 64
Laurocerasus officinalis Roemer (Taflan, Karayemiş)

Taflan
Kirschlorbeer, Prunus laurocerasus

Karayemiş
Lazkirazı
Lazüzümü

Familyası: Gülgillerden, Rosengewaechse, Rosaceae
Drugları: Taflan Yaprağı: Prunus laurocerasi folia
Taflan yapraklarının çay, tentür ve natürel ilacı yapılır, fakat hafif zehirlidir, bu nedenle dikkatli kulanmak gerekir. Meyveleri yenebilir, fakat çekirdekleri zehirlidir.

Botanik: Vatanı Türkiyenin doğu Karadeniz bölgesi olan bitki önce Türkiyenin batısına sonra da Orta ve Batı Avrupaya ve nihayet Kuzey Amerika'ya kadar geniş bir alana yayılmıştır. Taflan 2-6 metre boyunda küçük bir ağaç veya çalı görünümündedir. Fakat süs bitkisi olarak yetiştirilen bitki sık sık budandığından daha da küçük kalabilir.

Yaprakları sürekli yeşil, 10-15 cm uzunluğunda 4-6 cm eninde, derimsi, parlak, tüysüz, üst kısmı koyu yeşil ve alt kısmı mavimsi yeşil, kenarları hafif geri kıvrık, oval, kısa saplı ve damarları, özellikle ana damar oldukca belirgindir.

Çiçekleri beyaz, 0,8cm çapında, topluca bir salkım gibi bir arada, nadiren sonbaharda çiçek açabilir. Meyveleri önce kırmızı sonra siyah, küre veya yumurta şeklinde, 8-12 mm büyüklüğünde, içindeki çekirdek oldukca serttir.

Yetiştirilmesi: Türkiyenin hemen her yöresinde bahçelerde yetiştirilebilir.

Hasat zamanı: Yapraklarını dökmediğinden yılın hemen her mevsiminde toplayıp kurutmak mümkünse de en uygun olanı Mayıs-Eylül ayları arasında toplanıp kurutulmasıdır. Taze yaprakları zehirli olduğundan kullanılmaz. Meyveleri yenebilir, fakat çekirdekleri zehirlidir.

Kullanılması:
a-) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar yapılmamıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Taflan yerine daha etkili olan başka bitkiler kulanılmalıdır. Örneğin şişkinliğe karşı Enginar, Kimyon, Keten, Nane, Kekik preparatları veya Gökçek İksiri daha etkildir.

b-) Halk arasında: Taflan yapraklarını taze olarak kullanmak mahzurludur. Bu nedenle mutlaka kurutulmuş yaprakların kulanılması gerekir. Zira Taflan yapraklarının birleşimindeki prunasinin çözülmesi ile siyanürasit ortaya çıkar ve zehirlenmeye neden olur.

Yantesiri: Taze yaprakları zehirli olduğundan ancak kuru yaprakları kullanılır.

Kaynak: http://www.alternatif-tip.net/sayfalar/taflan.asp

Feyzan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-09-2007, 19:05   #30
Ağaç Dostu
 
zenfree's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-03-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 5,673
Galeri: 342
Bilgiler için teşekkürler Sevgili Feyzan. Diğer başlıktaki yazıyı buraya taşıyıp ordakini siliyorum.



Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali İslam, karayemişin, antioksidan özelliğiyle yaşlanmayı geciktirdiğini söyledi.
Doç. Dr. İslam, halk arasında "taflan" olarak da bilinen karayemiş meyvesinin en iyi Karadeniz bölgesinin sahil kuşağında yetiştirildiğini belirtti.
Karayemişin yaprağı, çekirdeği ve meyvesinin kullanıldığını ifade eden Doç. Dr. İslam, "Meyvesi taze olarak tüketilir. Ayrıca reçel, pekmez, tuzlama, turşu ve kurutularak da değerlendirilir. Tokluk hissi verdiğinden, diyet yiyeceği olarak kullanılır. Pasta, kek, bisküvi ve özellikle kompostolara aroma ve tat vermek için kullanılır"dedi.

Karayemişin bazı ilaçların yapımında katkı maddesi olarak da kullanıldığını kaydeden Doç. Dr. İslam, meyveleri üzerinde yapılan çalışmalarda karayemişte minerallerin ve antioksidan maddelerin bol miktarda olduğunun tespit edildiğine dikkati çekerek, "Karayemişteki antioksidanlar, alzheimer, diyabet, doku ve cilt hastalıklarına karşı ve vücuttaki hücre yenilenmesi ile kansere karşı etkilidir. Karayemiş, antioksidan özelliğiyle yaşlanmayı geciktirir" diye konuştu.

Karayemişin, mide ülseri ve bağırsak tembelliğini giderdiğini, nefes darlığına da iyi geldiğini belirten Doç. Dr. İslam, "Karayemiş idrar söktürür, taş düşürücüdür, hemoroite iyi gelir. Sigaraya karşı isteksizlik doğurur. İnsülün hormonunu geliştirir. Kalp çarpıntısını gidermek ve kan şekerini düşürmek için kullanılır" dedi.

Doç. Dr. İslam, karayemişin, dişleri koruduğunu, kemik yapısını geliştirdiğini, kasların düzenli çalışmasını da sağladığını söyledi.
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=172077


Düzenleyen zenfree : 25-09-2007 saat 19:07 Neden: ekleme
zenfree Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 15:43.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2017